Eskişehir Çevre Koruma ve Gelişme Derneği (ESÇEVDER) olarak, 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü vesilesiyle bir kez daha uyarıyoruz: Çölleşme artık uzak bir tehdit değil, ülkemizin ve bölgemizin kapısına dayanmış yakıcı bir gerçektir.
Birleşmiş Milletler’in 1994 yılında ilan ettiği bu anlamlı gün, yalnızca bir farkındalık tarihi değil; aynı zamanda insanlığın geleceğine yönelik ciddi bir alarmdır. Çünkü bilim insanlarının da vurguladığı üzere, çölleşme, kuraklık ve arazi tahribatı bugün dünya genelinde milyarlarca insanın yaşamını doğrudan tehdit etmektedir.
Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği olarak bizler, 1993 yılından bu yana sürdürdüğümüz doğa mücadelesinde toprağın sadece bir üretim aracı değil, aynı zamanda toplumsal barışın temeli olduğuna inanıyoruz. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu temel hızla aşındırılmaktadır.
Özellikle son yıllarda ülke genelinde hız kazanan maden arama faaliyetleri adı altında yürütülen kontrolsüz ve denetimsiz uygulamalar; verimli tarım arazilerini, meraları ve doğal yaşam alanlarını geri dönüşü zor bir şekilde tahrip etmektedir. Bu faaliyetler, yalnızca toprağı değil; su kaynaklarını, biyolojik çeşitliliği ve kırsal yaşamı da yok etmektedir. Ülke genelinde maden aramaları nedeniyle mera alanlarına yapılan hoyrat müdahaleler, hayvancılığı bitirme noktasına getirmekte, köylüyü toprağından koparmakta ve göçe zorlamaktadır.
Çölleşme; sadece doğa sorunu değildir. Aynı zamanda açlık, susuzluk, işsizlik, yoksulluk, göç ve toplumsal eşitsizliklerin de başlıca nedenlerinden biridir. Topraklarını kaybeden toplumlar, geleceğini de kaybeder. 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde konuşuyoruz ama artık sadece “uyarmıyoruz”; açıkça ilan ediyoruz: Türkiye’de ve bölgemizde yaşananlar bir doğa tahribatı değil, sistematik bir ekokırımdır. Ülke genelinde “maden arama” adı altında yürütülen faaliyetler; tarım arazilerini, meraları ve su havzalarını geri dönülmez şekilde tahrip etmektedir. Toprağın altındaki maden için üstündeki yaşam yok edilmektedir. Bu hoyratlık, sadece doğayı değil; köylünün geçimini, hayvancılığı ve gıda güvenliğini de yok etmektedir. Bu, açık bir doğa kıyımıdır. Ormanlar sadece ağaç değildir; suyun, toprağın ve yaşamın güvencesidir. Ormanı yok etmek, geleceği yok etmektir.
Bölgemizde ayrıca hatalı sulama politikaları, bilinçsiz su kullanımı ve yanlış tarım uygulamalarının vahim sonuçları olmaktadır.
Bizler buradan çağrı değil, açık bir uyarı yapıyoruz: Verimli tarım arazilerinin ve meraların talanına derhal son verilmelidir.
Maden arama adı altında yürütülen yıkım projeleri iptal edilmelidir.
Aksi halde bu yıkımın sorumluluğu sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de vebali olacaktır.
Bu nedenle bir kez daha açıkça ifade ediyoruz:
Verimli tarım arazileri, ormanlar ve meralarımız maden ve rant projelerine kurban edilmemelidir.
Mera alanları ve doğal ekosistemler koruma altına alınmalıdır.
Su kaynaklarının bilinçsiz tüketimi ve hatalı tarım uygulamaları derhal önlenmelidir.
Ormanlarımız “gençleştirme” adı altında yapılan kıyımlardan korunmalıdır.
Gıda güvenliği ve sürdürülebilir yaşam için acil ve somut politikalar geliştirilmelidir.
Karar vericileri, bilimsel veriler ışığında hareket etmeye ve geri dönülmez bir felaketin eşiğinde olduğumuzu görmeye davet ediyoruz.
Unutulmamalıdır ki; toprak yoksa yaşam yoktur. Toprağın çölleştiği bir ülkede refah da, barış da, gelecek de mümkün değildir.
Eğer çocuklarımıza yaşanabilir bir ülke bırakmak istiyorsak; bugün, şimdi harekete geçmek zorundayız.
Eskişehir Çevre Derneği (ESÇEVDER ) olarak tüm toplumu, sivil toplum kuruluşlarını ve yetkilileri toprağa, suya ve yaşama sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Toprak yaşamdır. Yaşamımıza sahip çıkalım. 17 Haziran 2026 Çarşamba.
Sadık Yurtman Eskişehir Çevre Derneği Başkanı





