Türkiye’de emekliler bugün yalnızca yoksul değil; bilinçli bir şekilde açlığa, barınma krizine ve onur kırıcı bir yaşama mahkûm edilmiştir.

Bu tablo ne tesadüftür ne de ekonomik bir zorunluluktur. Bu tablo, yanlış tercihlerle ve ısrarla sürdürülen politikalarla oluşturulmuş açık bir sosyal yıkımın sonucudur.


Afyonkarahisar’da emeklilerin yaşadığı dram artık gizlenemez noktaya gelmiştir.
Merkez ilçede 2+1 sıradan bir dairenin kirası 15 bin TL’den başlamakta, 25 bin TL’ye kadar çıkmaktadır. Bugün bir emeklinin aldığı maaşın neredeyse tamamı kiraya gitmektedir. Geriye kalan sıfır lirayla emekliden fatura ödemesi, gıda alması, ilaç temin etmesi beklenmektedir. Bu, açıkça emekliye “ya aç kal ya evsiz ol” demektir.
Sonuç ortadadır: Ülkemizde emekliler artık evlerini terk etmektedir.


Kirasını ödeyemeyen emekliler; daha ucuz olduğu için otel odalarına, pansiyon köşelerine, geçici barınma alanlarına sığınmak zorunda bırakılmaktadır. Bir ülkede emekli, ömrünün son yıllarını evinde değil de otel odasında geçiriyorsa, o ülkede sosyal devlet bitmiş demektir.


Gıda fiyatları ise emekliyi adeta açlığa zincirlemiştir.
Afyonkarahisar pazarlarında ve marketlerinde tablo şudur: Et 800 TL, Peynir 400-500 TL, 5 litre Ayçiçek yağı 400-500 TL, Yumurta 200 TL. Sebze ve meyve fiyatları günlük değişmekte, emeklinin alım gücü tamamen yok olmaktadır. Emekli artık alışveriş yapmıyor, etiket okuyor. Pazara fileyle değil, çaresizlikle gidiyor. Akşam saatlerinde çürük sebze meyve almaktadır Sağlıklı beslenmek bir yana, karnını doyurmak bile lüks haline gelmiştir. Buradan açık ve net soruyoruz: Bu ülkede emekliye reva görülen bu yaşam biçimi vicdan mıdır? Bir emeklinin 25-30 yıl çalıştıktan sonra otel odasında yaşamaya mahkûm edilmesi hangi adalet anlayışıdır? Emekliyi bu hale düşürenler gece başlarını yastığa nasıl koymaktadır?


BÜGÜN ÇARK ETTİLER
Ancak asıl ibretlik olan şudur: Daha düne kadar “emekliler sefalet içinde yaşıyor. Emekli maaşlarına sefalet ücreti” diyenler, bugün hiçbir şey olmamış gibi 180 derece dönmüş, “imkân olursa emeklilerin durumu iyileştirilecek” demeye başlamıştır.


Buradan soruyoruz: Dün var olan sefalet bugün neden yok sayılmaktadır? Emeklinin hali düzelmediyse, bu sözler kime, neyin üstünü örtmek için söylenmektedir? Emeklinin açlığı dün propaganda malzemesiydi, bugün ise unutulmak istenmektedir. Bu yaklaşım samimiyet değil, siyasi ikiyüzlülüktür. Emeklinin sofrası boşken verilen bu sözlerin hiçbir karşılığı yoktur.

"İcra dairelerine ulaşan icra iflas dosya sayısı 25 milyon!"
"İcra dairelerine ulaşan icra iflas dosya sayısı 25 milyon!"
İçeriği Görüntüle


İktidar, her fırsatta büyümeden ve refahtan söz etmektedir. Ancak Afyonkarahisar’ın pazarında büyüme yoktur. Emeklinin cebinde refah yoktur. Var olan tek şey; çaresizlik, borç ve utançtır.


İYİ Parti olarak buradan açıkça ilan ediyoruz: Bu düzen sürdürülemez. Bu anlayış kabul edilemez. En düşük emekli maaşı derhal insanca yaşam seviyesine çıkarılmalıdır. Enerji, gıda ve barınma destekleri acilen hayata geçirilmelidir.
Emekli sadaka istemiyor. Emekli lütuf istemiyor. Emekli, yıllarca çalışarak hak ettiği onurlu yaşamı istiyor. Emeklileri yok sayan, görmezden gelen, Pazar artıkları ile karnını doyurmaya çalışan, otel odalarına mahkûm eden, bu düzen değişene kadar susmayacağız, geri adım atmayacağız.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.


İzzet Köken
İYİ Parti Merkez İlçe Başkanı