Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras Paneli”, UNESCO Gastronomi Şehirleri Gaziantep ve Hatay’ın ardından bu kez gastronominin kalbi Afyonkarahisar’da gerçekleştirildi.
Vali Dr. Naci Aktaş, Belediye Başkanı Burcu Köksal, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, protokol üyeleri, akademisyenler, ulusal ve yerel basın temsilcileri ile davetlilerin katılımıyla düzenlenen panelde; Afyonkarahisar’ın köklü mutfak kültürü, zengin gastronomi mirası ve bu mirasın gastrodiplomasi alanındaki önemi kapsamlı şekilde değerlendirildi.
Panel öncesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran’ın Afyonkarahisar’a verdiği video mesaj izlendi. Panel ve çalıştay serisini UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'nda gastronomi alanında yer alan şehirlerde sürdürdüklerini belirten Prof. Dr. Duran, “Bu programlarla yerel ölçekte yürütülen çalışmaları değerlendirmeyi, iyi uygulama örneklerini görünür kılmayı ve şehirlerimizi uluslararası gastronomi ağlarında daha güçlü bir konuma taşımayı hedefliyoruz. Yerel paydaşlarımızla birlikte oluşturacağımız yol haritasının hem şehirlerimizin marka değerine hem de Türkiye'nin kültürel diplomasi kapasitesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.” dedi.
Afyonkarahisar, Anadolu'nun Mutfak Zenginliğini En İyi Yansıtan Şehirlerimizden Biridir
UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na gastronomi alanında dahil edilen üçüncü şehir olan Afyonkarahisar’ın Türk mutfağının en güçlü temsil merkezlerinden biri olduğuna değinen Prof. Dr. Duran, “Tarım ve hayvancılığa dayanan köklü üretim kültürü yüzyıllar içerisinde zengin bir gastronomi mirasının oluşmasını sağlamış, bugün 50'yi aşkın coğrafi işaretli ürün ve yemeğin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Yerel ürünlerin yoğun biçimde kullanıldığı mutfak kültürü, Afyonkarahisar'ı gastronomi alanında ülkemizin önde gelen şehirlerinden biri haline getirmiştir. Sucuğundan kaymağına, haşhaşlı ürünlerinden et ve fırın yemeklerine uzanan geniş lezzet yelpazesiyle Afyonkarahisar, Anadolu'nun mutfak zenginliğini en iyi yansıtan şehirlerimizden biridir. Ancak bu miras yalnızca mutfakta üretilen lezzetlerden ibaret değildir. Üreticileri, restoranları, ustaları ve nesilden nesile aktarılan bilgi birikimiyle Afyonkarahisar mutfağı aynı zamanda güçlü bir kültürel hafızanın taşıyıcısıdır.” ifadelerini kullandı.
Afyonkarahisar’ın Gastronomi alanındaki Birikimini Görünür Kılacak
Gerçekleştirilen panel ve çalıştayın Afyonkarahisar'ın gastronomi alanındaki birikimini daha görünür kılacağına ve şehrin uluslararası gastronomi alanındaki konumunu daha da güçlendireceğine inandığını kaydeden Duran, “Türk mutfağının ulusal ölçekte tanıtılmasına yönelik çalışmalarımız için de akademisyenlerimizin fikir ve tekliflerinin önemli olduğu kanaatindeyim. Bu düşüncelerle programımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyor; organizasyona destek veren Valiliğimiz ve Belediye Başkanlığımız başta olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum” dedi.
Türk Mutfağı, Tarihin En Eski Arşivlerinden Biri, Zengin Bir Kültür Deryası ve Medeniyet Hafızasıdır
Türk Mutfağı Haftasına ve mutfak kültürünün yaşatılmasına büyük önem veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın video mesajı da paylaşıldı. Erdoğan, “Bu yıl 5.’sini kutladığımız Türk Mutfağı Haftasını, “Bir Sofradan Miras” temasıyla idrak ediyoruz. Çünkü Türk mutfağı, tarihin en eski arşivlerinden biri, zengin bir kültür deryası ve medeniyet hafızasıdır. Kapısı Türkistan'dan açılan bu büyük miras, Anadolu'da kök salmış, asırlar boyunca Osmanlı coğrafyasının her bir köşesine yayılmıştır. Bu tarihsel yolculukta farklı kültürler birbirine temas etmiş, birbirinden beslenmiş ve katman katman derinleşen eşsiz bir gastronomi mirasına dönüşmüştür. Kaynayan tencereler, yemekle birlikte kültürler arası diyaloğu güçlendiren bir medeniyet dili de üretmiştir. Farklı dinlerden, dillerden ve kimliklerden insanlar, Anadolu'nun barış coğrafyasında kapı komşusu olmuş; sofralar sevgi, saygı ve hürmetin mekanları olmuştur. Böylece kardeşlik ruhu, Anadolu'da adeta 5. bir mevsim olarak yaşanmıştır.” diye konuştu.
Bu Miras Hepimizin En Kıymetli Hazinesidir
Erdoğan mesajına şu ifadelerle devam etti: “İlk ekmeğin piştiği, zeytinin işlendiği, üzümün pekmeze dönüştüğü bu kadim topraklarda, insan odaklı bir medeniyet tasavvuru asırlardır sofraya taşınıyor. Bu yönüyle Türk mutfağı bir medeniyet bütünüdür. Kurduğumuz her sofrada inancımız, kültürel kodlarımız, aile değerlerimiz ve insanlığa duyduğumuz derin muhabbet yerini alır. Ne mutlu ki soframız, bugün geleneklerimizin yeni nesillere aktarıldığı, yaşayan bir miras alanı olmayı sürdürüyor. Sofralarımızın baş köşesi hala misafirlerimiz için ayrılırken, Anadolu'nun kapıları Tanrı misafirlerine ardına kadar açılmaya devam ediyor. Doğumda, düğünde, cenazede komşular bir araya geliyor, sorumlulukları paylaşıyor. Hayatın yükleri, insanların bu güçlü dayanışmasıyla kuş tüyü gibi hafifliyor. Tören yemekleri, kışlık yiyecekler ve Ramazan hazırlıkları halen imece usulüyle yapılıyor. Böylece birbirine sıkı sıkı bağlarla bağlı bir toplum olmanın en güzel örnekleri sergileniyor. Gönüller gönüllere ekleniyor, ortaya muhteşem bir insanlık zinciri çıkıyor. İşte bu sebeple imece kültürümüz, Anadolu'nun insanlığa en büyük hediyelerinden biridir. Bu anlamda Türk mutfağı sadece lezzet sunmaz; anlam, kültür, aidiyet ve değer üretir. Tam da bu nedenle Türk mutfağı sadece geçmişi değil, geleceği de ilgilendiren bir mirastır. Bugün iklim değişikliği, küresel açlık ve yerel kimliklerin kaybolması gibi, doğrudan geleceğimizi tehdit eden birçok sınamayla karşı karşıyayız. İşte bu noktada Türk mutfağı; sağlıklı reçeteleri, atıksız, israfsız, sürdürülebilir ve çevre dostu üretim teknikleriyle birçok çözüm sunuyor, umut üretiyor. İrfan dolu sofralarıyla, binlerce yıllık insanlık tecrübesiyle önyargıları yıkıyor ve barış kültürü tesis ediyor. Bu miras hepimizin en kıymetli hazinesidir. Temennim odur ki; Türk mutfağı lezzetleriyle olduğu kadar sunduğu hikmet ve insani değerleriyle de keşfedilsin. Anadolu'nun ruhu, dünyanın her bir yanına ulaşsın. Türk gastronomisinin kadim hazineleri insanlığa sağlık, huzur ve bereket getirsin. Türk Mutfağı Haftası kutlu olsun.”
Sofra; Kuşakların Birbirine Aktardığı Sessiz Bir Hafızadır
Bir milleti tanımanın en etkili yollarından birinin sofrasına misafir olmaktan geçtiğine dikkat çeken Vali Dr. Naci Aktaş, “Çünkü sofralar yalnızca yemek yenilen yerler değildir. Sofralar, bir milletin tarihini, inancını, üretim anlayışını, paylaşma kültürünü ve hayatı yorumlayış biçimini de yansıtır. Sofra; kuşakların birbirine aktardığı sessiz bir hafızadır. Tarifler değişebilir, kullanılan malzemeler farklılaşabilir; ancak sofranın etrafında oluşan kültür, bir milleti millet yapan en güçlü değerlerden biri olarak yaşamaya devam eder. Bundan dolayı Türk mutfağı yalnızca zengin yemek çeşitlerinden ibaret değildir. Türk mutfağı; binlerce yıllık bir medeniyet birikiminin, Anadolu'nun bereketinin ve farklı kültürlerin ortak emeğinin bugüne ulaşmış hâlidir. Bugün dünyanın birçok ülkesi, mutfak kültürünü uluslararası tanıtımın önemli bir unsuru olarak değerlendirmektedir. Bizim bunu mümkün kılacak çok daha güçlü bir mirasımız vardır. Önemli olan, bu mirası doğru anlatabilmek, ortak bir anlayışla koruyabilmek ve gelecek nesillere aktarabilmektir. Afyonkarahisar, bu mirasın en güçlü temsilcilerinden biridir.” dedi.
Güçlü Bir Tanıtım, Güçlü Bir İş Birliğiyle Mümkündür
Konuşmasında güçlü bir tanıtımın güçlü bir iş birliğiyle mümkün olduğunu vurgulayan Vali Aktaş, “Binlerce yıllık tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, ülkemizde Unesco tarafından Gastronomi Şehri olarak tescillenmiş üç şehirden, Dünya’da ise bu unvana sahip sadece altmış altı şehirden birisi olan ilimiz; tarımsal üretimi, coğrafi işaretli ürünleri, köklü mutfak geleneği ve zengin gastronomi kültürüyle Anadolu'nun önemli lezzet merkezlerinden biridir. Kaymağımızdan sucuğumuza, pastırmamızdan haşhaşımıza, ekmeğimizden yöresel yemeklerimize kadar her ürünümüz; yalnızca bir lezzeti değil, aynı zamanda emeği, üretimi ve kültürel devamlılığı temsil etmektedir. Bu değerlerin korunması ve dünyaya tanıtılması hepimizin ortak sorumluluğudur. Bugün gerçekleştireceğimiz panel ve çalıştayın, yalnızca fikirlerin paylaşıldığı akademik bir buluşma olmanın ötesinde; ülkemizin gastrodiplomasi alanındaki yol haritasına katkı sunacak önemli sonuçlar ortaya koyacağına inanıyorum. Kurumlarımızın, akademimizin, yerel yönetimlerimizin, sektör temsilcilerimizin ve medya mensuplarımızın aynı hedef etrafında bir araya gelmesi, bu bakımdan son derece kıymetlidir. Çünkü güçlü bir tanıtım, güçlü bir iş birliğiyle mümkündür. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda; tarihimizi, kültürümüzü ve medeniyet mirasımızı uluslararası alanda daha görünür kılmaya yönelik çalışmalar her geçen gün biraz daha güç kazanmaktadır. Türk mutfağının bir kültürel diplomasi unsuru olarak değerlendirilmesi ve bu doğrultuda yürütülen çalışmalar da bu vizyonun önemli yansımalarından biridir. Bu anlamlı programa öncülük eden Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’ye şükranlarımı arz ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Vali Aktaş konuşmasının son bölümünde programın düzenlenmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına ve katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür etti.
Hediye takdimi ve aile fotoğrafının ardından panel programına geçildi.
Afyon Kocatepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Sena Coşkun moderatörlüğünde; Afyon Kocatepe Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Öğretim Üyesi, Doç. Dr. Asuman Pekyaman, Afyonkarahisar Belediyesi Kent Konseyi Başkanı Ahmet Akkent, Musakka Restoran İşletmecisi Ayşe Safkurşun, Tüm Gıda İşletmeleri Derneği Afyonkarahisar İl Başkan Yardımcısı İsmail Sözer ile İkbal Termal Otel Şefi Ümit Zorluer, Afyonkarahisar’ın gastronomi zenginliği, mutfak kültürü, yöresel lezzetleri ve bu alanda yapılması gereken öncelikli çalışmalar konusunda düşüncelerini dile getirdi.




