14 Mart Tıp Bayramı. Bizleri sağlıklı yaşamayı kolaylaştıran, sağlık sorunlarımıza çare olan en ufak rahatsızlığımızda kapısını çaldığımız sağlıkçıların günü.

14 Mart Tıp Bayramı. Bizleri sağlıklı yaşamayı kolaylaştıran, sağlık sorunlarımıza çare olan en ufak rahatsızlığımızda kapısını çaldığımız sağlıkçıların günü.
Önce tarihsel bir sürecine bakalım:
14 Mart 1827’de 2. Mahmut, kısa adıyla Mekteb-i Tıbbiye’yi İstanbul’da açtı. Mustafa Kemal’in Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip’in 1933 Üniversite Devrimi ile Darülfünun’un (Medrese) İstanbul Üniversitesi’ne dönüştürülmesiyle, Cumhuriyetimizin ilk ve en köklü tıp fakültesi olan İstanbul Tıp Fakültesi kuruldu. ( Bu köklü okul mezunlarından olan Prof. Dr. Aziz Sancar, Nobel Ödülü aldı)
190 DOKTOR ADAYI ‘VATAN SAĞOLSUN ‘DEDİ ŞEHİT OLDU
Hekimler ülke meselelerine sahip çıkmış ve en önde koşmuştur.Koşmaya da devam ediyor aslında. Sene 1915 İstanbul Tıp Fakültesi’nin 190 ilk sınıf öğrencisi Çanakkale savunmasına yollandı ve hepsi şehit düştü. Altı yıl sonra 1921’de hiç mezun verilemedi, acı çok büyüktü. “Vatan sağ olsun” diyerek isimlerini kazıdık tarihe
Türkiye’de ilk Tıp Bayramı, işgal altındaki İstanbul’da ve Tıbbiye’de 14 Mart 1919’da kutlandı. Tıbbiye de işgal altındaydı. Haydarpaşa’daki fakülte binasında büyük bir gösteri düzenlendi ve iki yüksek kule arasına büyük dev Türk bayrağı asıldı. Üçüncü sınıf öğrencisi Tıbbiyeli Hikmet öncüydü.
İşgalci İngilizlerin engelleme çabası başarısızdı. “Bu topraklar bizimdir ve onun için sizinle dövüşeceğiz!” diye yüzlerine haykırıldı. Bu gençlerin üniformaları alındı, fakat onlar pijamalarıyla derslere girdiler.
19 Mayıs’ta Kurtuluş’un öncüsünü Samsun’a götüren Bandırma Vapuru’ndaki 19 yiğidin 3’ü hekimdi:
Bir hekimi de anmak lazım. Dr. Reşit Galip. Atatürk’ün sofrasında ilkeli ama saygılı dik duruşunu Kemal Paşa çok takdir etmiş, bakan atamıştı.
İstanbul Tıbbiyesi’nde öğrenci iken birkaç kez eğitimini keserek Bağımsızlık Savaşı’mızda dövüşmüştü.
Kaldırılan Andımızı yazdı. Köy Enstitülerine “köycülük” zemini hazırladı.
Tıp antropolojisi çalışmaları başlattı, sonra DTCF’de sürdürüldü, 33 Üniversite reformu”nu yaptı. Rodos göçmeni vatan evladı hekim, 41 yaşında veremden öldüğünde cebinde salt metal para vardı
Hekimlerimiz “Beni Türk hekimlerine emanet edin!” diyen önderin tam güveni, içimizde sönmez Prometheus ateşi gibi antiemperyalist ve tam bağımsızlıkçı bilinçle yollarına devam ediyor.

. YAŞAMDAN ÖLÜME SAĞLIK
Çocukluğumuzdan itibaren sağlıkçılarla iç içeyiz aslında. Doğumu yaptıran doktor veya ebe ile başlıyor tanışma.
Sonra sokakta oynamaktan terleyip bronşit olduğunuzda yapılan iğneler ile devam ediyor.Öyle ki bu iğneler yaramazlık yaptığınızda ’Bak otur yerine yoksa iğneci amca geliyor ’korkutan ürküten uslandıran bir cümleye dönüşüyor.
Ve hayat devam ediyor. Bu kez kendi çocuklarınız oluyor .
Onların sağlık ve sıhhati için kapı kapı gezmeye başlıyorsunuz.
Onların eli ayağa gelince anne ve babanız yaşlandığından dolayı bu kez onların tedavileri başlıyor. Gözünden katarakt ameliyatından tutun dizlerindeki ağrıya çare oluyor hekimlerimiz.