Bizim yerel basın dünyamızın en garip hallerinden biridir; mesleğe, şehre veya üretime dişe dokunur tek bir çivi çakmamış kişilerin, sıra büyük işler başarmış isimleri değerlendirmeye geldiğinde bir anda büyük "medya uzmanı" kesilmeleri...

Bizim yerel basın dünyamızın en garip hallerinden biridir; mesleğe, şehre veya üretime dişe dokunur tek bir çivi çakmamış kişilerin, sıra büyük işler başarmış isimleri değerlendirmeye geldiğinde bir anda büyük "medya uzmanı" kesilmeleri...


Son olarak Ömer Mazi’nin; Türkeli Gazetesi’nin haftalık basılı yayın ve güçlü dijital mecralara odaklanan stratejik dönüşümünü kavrayamayarak, Türkeli’nin imtiyaz sahibi ve Gazeteciler Cemiyeti Başkanımız Önder Artuk hakkında mesnetsizce attığı tuttuğu ifadelere şahit olduk.


Gülsek mi, üzülsek mi bilemediğimiz bir tablo var karşımızda. Kendini gazeteci sanan , magazinel hareketleri veya haber diliyle alakası olmayan çıkışları büyük gazetecilik sanan bir anlayışın; Afyonkarahisar’da üretimin, istihdamın ve güçlü medyanın simgesi olmuş isimlere dil uzatmaya kalkışması tam anlamıyla bir absürt komedidir.


Dünya nereye gidiyor, Mazi nerede yaşıyor? Bir bakalım:
Reuters Gazetecilik Araştırmaları Enstitüsü’nün dünya çapındaki verileri ve küresel medya raporları net bir gerçeği ortaya koyuyor:
Dünyada haber okurlarının %50’den fazlası artık basılı kağıttan değil, dijital ve mobil mecralardan habere erişiyor.


The New York Times bugün 13 milyonu aşan abonesinin büyük çoğunluğuna dijitalden ulaşıyor; keza The Wall Street Journal sadece dijital abonelikte 4 milyon barajını aşmış durumda.


Dünya medyasının dev çınarları, kağıt baskı periyotlarını azaltarak tüm enerjisini ve kaynaklarını anlık, dinamik dijital haberciliğe yönlendiriyor.


Türkeli Gazetesi’nin yaptığı da tam olarak bu küresel habercilik vizyonunun Afyonkarahisar’daki öncülüğüdür. Fakat vizyonu kendi sığ çevresinden ibaret olanların bu dönüşümü anlamasını beklemek elbette fazla bir beklenti olur.işte bu nedenledirki mazi gibiler kaybolup gidecek ama Türkeli ebediyen tarafsız ve ilkeli basın mecrası olma özelliğine devam edecek.


Soruyorum: Bu neyin hevesi, neyin özgüven patlamasıdır?
Bir tarafta;
Bölgemizin en büyük eğitim kurumlarını kurarak binlerce gencin geleceğine yön veren,
Gıdadan akaryakıta, inşaattan lojistiğe kadar geniş bir yelpazede yüzlerce kişiye ekmek kapısı açan,
Yerli ve milli üretim anlayışıyla savunma sanayiimize katkı sunan,


Medya sektöründe ise TV 3 uydu kanalından Türkeli ve Ana Haber gazetelerine; BİK entegrasyonlu afyonhaber.com ve afyonturkeligazetesi.com gibi güçlü dijital haber portallarından radyolara kadar devasa bir yayıncılık ağını sevk ve idare eden, onlarca basın çalışanına istihdam sağlayan bir vizyon duruyor...


Diğer tarafta ise; geçmişi ve yaptıkları ortada olan, şehirde veya basında hiçbir somut karşılığı bulunmayan, boş atıp dolu tutmaya çalışan bir Ömer Mazi.
Kendi yayın organlarında veya sektörün ciddi mecralarında kendisine yer bulamayanların, bu durumun sebeplerini kendi yetersizliklerinde aramak yerine sağa sola sataşarak gündeme gelme çabası son derece zavallıcadır.


Ciddi yayıncılık; kurumsal duruş, teknolojik altyapı, yatırım ve vizyon gerektirir. Türkeli Gazetesi de, arkasındaki güçlü medya grubu da dünyayı okuyarak ne yaptığını ve nereye yürüdüğünü gayet iyi bilmektedir.


Şehrin tarafsız ve ilkeli basınına, istihdam sağlayan iş insanlarına ve cemiyet başkanımıza yönelik bu hadsiz çıkışlar, kamuoyunun vicdanında zaten mahkûm olmuştur. Boş gürültülere ayıracak vaktimiz yok; biz dünyayı takip etmeye, işimize, üretimimize ve şehrimize değer katmaya devam ediyoruz.