Hayatta insanı en çok yoran şey yoksulluk değildir, başarısızlık değildir, hatta yalnızlık da değildir. İnsanı asıl tüketen, en güvendiği yerden aldığı darbedir.

Hayatta insanı en çok yoran şey yoksulluk değildir, başarısızlık değildir, hatta yalnızlık da değildir. İnsanı asıl tüketen, en güvendiği yerden aldığı darbedir.

Bir insanın kalbi kırıldığında sadece duyguları incinmez; hayalleri, umutları, geleceğe dair inancı da yara alır. Hele ki o kırgınlık bir yabancıdan değil, dost bildiğinden, kardeş dediğinden, omuz omuza yürüdüğünden gelmişse...

İhanet, yalnızca bir davranış değildir. İhanet, insanın içindeki güven duygusunun sessizce öldürülmesidir.

Bazı insanlar vardır; herkes giderken kalır, herkes susarken konuşur, herkes sırtını dönerken yanında olur. Ama gün gelir, en çok emek verdiği insanlar tarafından yalnız bırakılır. İşte o zaman insan, düşmanının verdiği zarardan çok dostunun verdiği acıyla sınanır.

Çünkü düşmandan gelen kötülük şaşırtmaz. İnsan, düşmanından kötülük bekler. Fakat dosttan gelen vefasızlık, insanın ruhunda yıllarca kapanmayacak izler bırakır.

Kötü günler yaşadım diyen herkesin hikâyesi farklıdır. Kimisi ekmeğini paylaşırken aç bırakılmıştır. Kimisi sırrını emanet ettiği insanlar tarafından yarı yolda bırakılmıştır. Kimisi ise başarıya giden yolda yanında yürüdüklerinin, ilk fırsatta karşısına geçtiğini görmüştür.

Fakat hayatın değişmeyen bir gerçeği vardır:

İhanet eden kazanmış gibi görünür, fakat kaybeden her zaman kendisidir.

Çünkü karakter, zor zamanlarda belli olur. Menfaatler değiştiğinde dostluğunu değiştirenler, günü kurtarabilirler ama vicdanlarını asla susturamazlar. İnsan aynaya baktığında kendinden utanıyorsa, dünyayı kazanmış olmasının hiçbir anlamı yoktur.

Bugün kırgın olabiliriz.

Bugün yalnız olabiliriz.

Bugün haksızlığa uğramış olabiliriz.

Ama unutulmamalıdır ki; gecenin en karanlık olduğu an, sabaha en yakın olduğu andır.

Kalbi kırılan insanlar zamanla daha güçlü olur. Çünkü onlar insanları tanımayı öğrenir. Kimin dost, kimin yolcu olduğunu anlar. Acı, doğru yaşanırsa insanı küçültmez; büyütür.

Bu yüzden geçmişte yaşanan ihanetlere takılıp kalmak yerine, onları bir hayat dersi olarak görmek gerekir.

Çünkü bazı insanlar hayatımıza dost olmak için değil, bize insanları tanıtmak için girer.

Ve bazen en büyük zafer; intikam almak değil, bütün yaşananlara rağmen insanlığını kaybetmeden yoluna devam edebilmektir.

Unutmayın...

Kırılan her dal kuruyacak diye bir kural yoktur.

Bazı dallar daha güçlü filiz verir.

Bazı insanlar ise en ağır ihanetten sonra yeniden ayağa kalkar.

Sessizce...

Ama eskisinden çok daha güçlü..