CİDDİ SÖYLÜYORUM SIRADAN BİR ŞEY DEĞİL

CİDDİ SÖYLÜYORUM SIRADAN BİR ŞEY DEĞİL

Afyonkarahisar, UNESCO tarafından yürütülen “Yaratıcı Şehirler Ağı” programı kapsamında 2019 yılından bu yana Türkiye’nin 3. Gastronomi Şehri unvanını taşıyor. Gaziantep ve Hatay’dan sonra bu prestijli ağa katılan üçüncü şehir biziz. Üzerine basarak ifade ediyorum. Bu, sıradan bir unvan değil.

BAKIN BURAYI ÇOK DİKKATLİ KAVRAYIN

Dünya genelinde yaklaşık 194 ülke bulunuyor. Bu ülkelerde 294 Bin 501 adet şehir var. Buna rağmen UNESCO’nun Gastronomi Şehri unvanını dünya’da taşıyan şehir sayısı bugün sadece 66. Türkiye ise bu şehirlerden 3’üne sahip ve bunlardan biri de İlimiz. Düşünün, Dünya’da 294 binden fazla şehirden sadece bir alanda ilk 66 şehir içindesiniz. Kısacası elimizde, dünyanın birçok şehrinin milyon dolar hazır bütçelerle elde ederek sahip olmak istediği uluslar arası bir marka değeri var. Farkında mıyız acaba?

ŞİMDİ GELELİM BİZE HADİ BUYURUN

İşte benim asıl sormak istediğim soru bundan sonra başlıyor. Peki, 2019 yılından bugüne kadar bu unvanın Afyonkarahisar’a ekonomik, kültürel ve turizm açısından ne kadar katkısını sağlayabildik? Her yıl Gastronomi Festivali düzenliyoruz. Bu noktada Afyonkarahisar Profesyonel Aşçılar Derneği Başkanı Hamza Kalkan ve ekibinin hakkını teslim etmek gerekir. Festivali her yıl geliştirmek için ciddi emek veriyorlar. Bu yıl akademik Çalış Tay’ın programa eklenmesi de bunun güzel bir örneği.

YAĞIŞLARA DENK GETİRMEK ÜZERİNDE UZMAN OLDUK

Ancak işin başka bir boyutu daha var. Festival tarihini neredeyse her yıl yağış dönemine denk getirmekte de ayrı bir uzmanlık geliştirdik. Üstelik kamu kaynakları, bütçe onayları ve mevzuat süreçleri çoğu zaman festival tarihine 3-5 ay kala tamamlandığı için organizasyonlar zamana karşı adeta yarışılarak hazırlanıyor. Gaziantep’in bir yıl önceden başladığı süreci biz son 3-4 aya sığdırıyoruz.

ŞİMDİ BUYRUN GELELİM ACI GERÇEKLERE

Bizde ortaya şu tablo çıkıyor. Festival yapılıyor. Ulusal tanıtım yapılıyor. Afyonkarahisar’ın gastronomisi ülke gündemine taşınıyor. Festivalin organizasyon yükünü ağırlıklı olarak kamu üstleniyor. Projeye inanan sayılı Afyonkarahisar firması ile şehir dışından gelen katılımcılar da maddi ve manevi destek veriyor. Peki, ortaya çıkan bu marka değerinin ekonomik karşılığını kim alıyor?

İRDELEMEYE DEVAM EDELİM BUYRUN

Her yıl aynı soruyu bu organizasyona önem veren bir Gazeteci olarak hep soruyorum. Gastronomi Festivali’nde neden daha fazla Afyonkarahisar markasını göremiyoruz? Bu şehirde her gelir grubuna hitap eden yüzlerce yeme-içme işletmesi var. Buna rağmen festivale aktif olarak katılan yerel marka sayısı neden yıllardır parmakla sayılacak kadar az? Festival stantlarında yerel markalarımızın ağırlığı neden hala sınırlı? Gaziantep festivalinde geçen yıl yüzde 80 den fazla merkezi Gaziantep’te olan işletme stant açmış; bizde bu sayı neden iki elin parmak sayıları kadar az?

YOK BÖYLE BİR ARMUT PİŞ, AĞZIMA DÜŞ

Festivalin maddi yükünü ağırlıklı olarak kamu üstlenecek, projeye inananlar taşın altına elini koyacak, şehrin marka değeri hep birlikte yükselecek… Ama ortaya çıkan reklam ve tanıtımın kaymağından festivale katılmaya bile gerek görmeyen birçok işletme yararlanacak. Üstelik oluşan ilgi ve talebin rüzgârını da arkasına alarak fiyatlarını artıracak. Yok böyle bir armut piş, ağzıma düş gerçeği.

BU ANLAYIŞ KATKI SAĞLAMAZ ZARAR VERİR

Bunun adı sürdürülebilir gastronomi olamaz. Bu durum, emek vermeden oluşan tanıtım değerinden yararlanma anlayışını getirir. “Biz festivale katılmayalım ama festivalin oluşturduğu marka değerinden sonuna kadar yararlanalım.” anlayışı, bu şehrin gastro vizyonuna katkı sağlamaz. Bu nedenle festivallerin daha fazla yerel işletmeyi, daha fazla üreticiyi ve daha fazla Afyon markasını içine alan bir yapıya kavuşması gerektiğine inanıyorum.

ŞEHRİN YÖNETİCİLERİ BANA KIZACAK BELKİ AMA

Tekrar ifade ediyorum sahip olduğumuz değer cidden sıradan bir şey değil. Tam da bu noktada artık ortak akla ihtiyaç var. Afyonkarahisar Valiliği’nden, Milletvekillerine, Belediye Başkanlığı’na, ATSO’dan Esnaf ve Sanatkârlar Odaları’na, ilgili tüm kurum ve kuruluşlara kadar herkesin; yerel üretimin desteklenmesi ve özellikle bu yıl düzenlenecek Gastronomi Festivali’nde daha fazla Afyonkarahisar markasının yer alması konusunda ortak bir irade ortaya koyması gerektiğine inanıyorum.

Klasik festival organizasyon toplantılarını zaten yapıyorsunuz. Bir kez de sadece bu konu için acil hatta en kısa süre içeresinde lütfen Vali Naci AKTAŞ muhatap paydaşları toplasın. Afyonkarahisar markalarının bu festivale daha güçlü katılımı için ortak bir çağrı yapılsın. Bu konu takvimde işaretlenmiş rutin bir şehir etkinliği değil çünkü.

LAZIM OLAN LİDERLİK SİNERJİSİ BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL

Kamu sadece bütçe veren, açılış kurdelesi kesen ve stant gezen noktada kalmamalı. Asıl görev; şehrin büyük-küçük tüm yeme-içme sektörünü bu organizasyonda buluşturacak liderliği ortaya koyabilmektir. Bu rüzgârı verdiniz mi gerisi kolay. Gaziantep her yıl festivali düzenlediğinde Türk Hava Yolları ek sefer koyuyor. Çünkü yüzlerce standın neredeyse tamamında Gaziantep kendi gastronomi markalarıyla yer alıyor. İşte şehir sinerjisi dediğimiz şey tam olarak budur. Darısı bize. Sayın Valim hadi lütfen gereğini yapın ve sinerji rüzgarının düğmesine basın. Afyonkarahisar gastronomisinin ağırlıkta olduğu bir festival görelim bu yıl.