Afyonkarahisar bugün sadece bir hava kirliliği sorunu yaşamıyor; aynı zamanda iklimini, suyunu ve geleceğini
Afyonkarahisar bugün sadece bir hava kirliliği sorunu yaşamıyor; aynı zamanda iklimini, suyunu ve geleceğini kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bilimsel raporlar açık, ölçümler net, uyarılar ciddi: Şehir nefes alamıyor. Ancak çoğu zaman gözden kaçan bir gerçek var ki, bu mesele yalnızca egzoz dumanı ya da kömürle sınırlı değil. Ağaçsızlık, yağışsızlığı; yağışsızlık da kuraklığı ve kirli havayı besliyor.
Bu zinciri kırmanın anahtarı yine bilimin işaret ettiği yerde duruyor: Planlı ve doğru ağaçlandırma.
Afyon’un Coğrafyası Avantaj mı, Tuzak mı?
Afyonkarahisar, tektonik kökenli alüvyal bir ova üzerinde kurulu. Bu durum tarım açısından bir nimet gibi görünse de hava kirliliği açısından ciddi bir dezavantaj. Kış aylarında yüksek basınç ve durağan atmosfer koşulları oluştuğunda, kirli hava şehir üzerinde adeta bir kapak gibi kapanıyor. Dağılmayan kirleticiler, soluduğumuz havaya karışıyor.
Üstelik Afyon, altı ilin kavşak noktası. Binlerce araç her gün bu şehirden geçiyor. İki üniversite, artan nüfus, yükselen enerji ihtiyacı derken şehir, doğanın taşıyabileceğinden daha fazlasını tüketiyor.
Ağaç Sadece Gölge Değildir
Ağaçları çoğu zaman “park süsü” ya da “peyzaj unsuru” olarak görüyoruz. Oysa ağaç, doğal bir hava filtresi, bir su pompası ve bir iklim düzenleyicisidir.
Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki:
- Ağaçlar, PM10 ve NO₂ gibi zararlı partikülleri yaprak yüzeylerinde tutar.
- Karbondioksiti emip oksijen üretir.
- Topraktan aldığı suyu yaprakları yoluyla atmosfere verir. Buna evapotranspirasyon denir.
İşte bu süreç, çoğu kişinin bilmediği ama hayati bir noktaya işaret eder:
Ağaç, yağışı besler.
Atmosfere verilen su buharı, nemi artırır; bu nem bulut oluşumuna katkı sağlar. Yani yeşil alan arttıkça, bölgesel yağış ihtimali de artar. Ağaçsız kalan alanlar ise daha sıcak, daha kuru ve daha kirli olur.
Afyon İçin Bu Ne Anlama Geliyor?
Afyonkarahisar yarı kurak bir iklim kuşağında. Yağışlar zaten sınırlı. Eğer şehir çevresindeki dağlar, tepeler, yol kenarları ve mahalle içleri çıplak kalırsa:
- Toprak nem tutamaz,
- Buharlaşma azalır,
- Bulut oluşumu zayıflar,
- Kuraklık derinleşir.
Kuraklık derinleştikçe toz artar, hava daha kirli hale gelir. Yani ağaçsızlık, doğrudan hava kirliliğini büyütür.
Bilim Ne Diyor, Biz Ne Yapıyoruz?
Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde yapılan ve uluslararası dergide yayımlanan araştırma çok net bir yol haritası çiziyor:
- Şehir içindeki volkanik domlar ağaçlandırılmalı,
- Cadde, refüj ve yol kenarları yeşillendirilmeli,
- Mahalle aralarına “koru parklar” kurulmalı,
- Ova çevresindeki dağlık alanlar mutlaka yeşil kuşakla çevrelenmeli.
Üstelik bu rastgele değil; iklime, toprağa ve suya uygun türlerle yapılmalı. Saçlı meşe, ardıç, karaçam gibi dayanıklı türler merkez ve kuzey ilçeler için; kavak ve söğüt gibi türler Eber Gölü çevresi için öneriliyor.
Bu Bir Çevre Lüksü Değil
Ağaçlandırma çoğu zaman “sonra yapılacak iş” gibi görülüyor. Oysa bugün Afyon’da mesele estetik değil:
- Mesele çocukların astıma yakalanmaması,
- Mesele yaşlıların kalp krizi riskinin artmaması,
- Mesele şehrin susuz ve yaşanmaz hale gelmemesi.
Ağaçlandırma, artık çevreci bir tercih değil; kamusal bir zorunluluk.
Son Söz
Afyonkarahisar’ın geleceği betonla değil, köklerle kurulacak.
Ağaç dikmek sadece bugünü serinletmez; yarının yağmurunu, havasını ve suyunu da inşa eder.
Eğer bugün toprağa bir fidan dikmezsek, yarın gökten temiz bir nefes beklemeye hakkımız olmaz.
Selam ve dua ile.