Bu memlekette bugün koparılan gürültünün sebebi ekonomi, sandık ya da anayasa değildir. Asıl sebep şudur: Alışılmış

Bu memlekette bugün koparılan gürültünün sebebi ekonomi, sandık ya da anayasa değildir. Asıl sebep şudur: Alışılmış düzen bozulmuştur. Yıllarca devleti yönettiğini sananlar, artık devletin kendilerine mesafeli durduğunu fark etmiştir. Kavga buradadır.

Bir ülkenin iktidarı değişebilir; bu olağandır. Fakat bu ülkede ilk defa iktidarın dili değişmiştir. Eskiden yukarıdan konuşulurdu, şimdi aşağıya kulak veriliyor. Eskiden millet “idare edilir”di, şimdi “hesap soran” konuma gelmiştir. İşte bu değişim, konfor alanlarını yıkmıştır.

Bugün “otoriterlik” diye bağıranlar, dün kimsenin seçmediği yetkilerle bu ülkeye istikamet çizenlerdir. Millet adına konuşup milleti hiç dinlemeyenlerdir. Sandığı tehlike görenlerdir. Çünkü sandık, onların kutsal masasına halkın elini uzatması demektir.

Medya feryat ediyor. Neden?
Çünkü artık manşetle siyaset dizayn edemiyor.
Çünkü eskisi gibi bir telefonla gündem belirlenemiyor.
Çünkü millet, ekrandan değil hayatın içinden konuşuyor.

Bürokrasi huzursuz. Neden?
Çünkü dokunulmaz zannedilen alanlar denetleniyor.
Çünkü “devlet benim” diyen akıl, “devlet milletindir” sözüyle karşılaşıyor.

Siyaset üstü olduğunu iddia eden odaklar öfkeli. Neden?
Çünkü siyaset yeniden siyasetçiler tarafından yapılıyor.
Çünkü vesayet, adını kaybetti.

Bugün yaşanan her kriz, aslında bir direniş refleksidir. Eski düzenin yeni gerçeğe direnişi… Bu yüzden her adım “tehlike”, her hamle “felaket”, her irade “tek adam” diye sunuluyor. Çünkü bu düzen, iradeden korkar.

Oysa mesele bir kişinin kalması ya da gitmesi değildir. Mesele, bu ülkenin kendi kararını kendisinin verip veremeyeceğidir. Milletin seçtiği mi yönetecek, yoksa seçilmişleri ayarlayanlar mı?

Bugün sokakta, pazarda, fabrikada, üniversitede konuşulan şey nettir:
“Biz bu ülkenin seyircisi değiliz.”

İşte asıl korku budur.

Bu yüzden baskı naraları atılıyor. Bu yüzden dışarıdan alkış bekleniyor. Bu yüzden her mesele uluslararası bir şikâyet dosyasına dönüştürülüyor. Çünkü içeride ikna edemeyenler, dışarıdan baskı umar.

Şunu herkes bilsin:
Bu millet, hataya itiraz eder; ama iradesine pusu kurulmasına izin vermez. Sandığını küçümseyeni affetmez. Kendi kaderini başkasının kalemine teslim etmez.

Bugün yaşanan gerilim, geçicidir. Kalıcı olan şudur:
Bu ülkede artık hiçbir şey eskisi gibi yönetilemeyecektir. Ne siyaset, ne medya, ne bürokrasi… Çünkü millet, masaya dönmüştür. Hem de başköşeye.

Ve bu saatten sonra, kimse bu millete “yerine otur” diyemez.

Selam ve dua ile