Bazı şehirler vardır; tabelasını görür, hızını düşürür, sonra yoluna devam edersin. Afyonkarahisar da çoğumuz için
Bazı şehirler vardır; tabelasını görür, hızını düşürür, sonra yoluna devam edersin. Afyonkarahisar da çoğumuz için uzun yıllar böyle oldu. Oysa bu şehir, sadece geçilen bir kavşak değil; Anadolu’nun hafızasını taşıyan, durup bakıldığında çok şey söyleyen kadim bir merkezdir.
Afyonkarahisar’ın kaderini belirleyen ilk şey yoldur. Tarih boyunca doğu ile batıyı, kuzey ile güneyi birbirine bağlayan güzergâhlar burada düğümlenir. Bugün de değişen bir şey yok. İstanbul’dan Ege’ye, İç Anadolu’dan Akdeniz’e uzanan karayolları Afyon’da kesişir. Bu yüzden şehir, bir “geçiş noktası” değil; Anadolu’nun nabzının attığı bir kavşaktır. Demiryolu hattı ise Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan devlet aklının Afyon’a biçtiği stratejik rolün sessiz tanığıdır. Zafer Havalimanı ile birlikte şehir artık yalnızca karadan değil, havadan da bölgesine açılan bir kapı hâline gelmiştir.
Ama Afyon’u Afyon yapan sadece yolları değildir; sofrasıdır. Bu şehirde yemek, vitrin işi değildir. Afyon döneri gösteriş yapmaz; etinin kalitesiyle konuşur. Sucuğu ve pastırması, sabırla yoğrulmuş bir ustalık geleneğinin ürünüdür. Kaymak ise bambaşka bir hikâye anlatır. Afyon kaymağı, sadece süt ürünü değil; bu coğrafyanın ikliminin, hayvancılığının ve emeğinin özüdür. Lokumla birleştiğinde, bir şehrin lezzetle nasıl hafızaya kazındığını gösterir.
Yer üstü kadar yer altı da Afyon’un kimliğidir. Afyon mermeri, bu toprakların dünyaya açılan sessiz elçisidir. Saraylarda, meydanlarda, büyük yapılarda kullanılan bu taş; Afyon’un sadece tarım ve gıda şehri değil, aynı zamanda küresel ölçekte bir doğal taş merkezi olduğunu hatırlatır. Taş, burada sadece madde değil; ekonomidir, istihdamdır, gelenektir.
Şehrin ruhuna gelince… Afyonkarahisar Kalesi, volkanik bir kayanın üzerinde asırlardır şehre bakar. Hititlerden Selçuklulara, Osmanlı’dan bugüne uzanan bir gözetleme kulesi gibidir. Hıdırlık Tepesi ise aynı şehrin nefes alan yüzüdür. Tarihle doğanın, eski mahallelerle bugünün yan yana durduğu bir eşiktir. Birinde geçmişin sertliği, diğerinde hayatın yumuşaklığı vardır.
Bugün Afyonkarahisar’a yeniden bakmak gerekiyor. Sadece arabayı yavaşlatıp geçmek için değil; durup anlamak için. Çünkü Afyon, yol üzerinde kalan bir şehir değil; yolun kendisi olmayı başarmış nadir Anadolu merkezlerinden biridir.
Belki de mesele şu soruda düğümleniyor:
Biz Afyon’dan geçiyoruz ama Afyon, aslında bize ne söylüyor?
Selam ve dua ile.