Afyonkarahisar'ın ekonomik geleceğine dair bir köşe yazısı...
Afyonkarahisar'ın ekonomik geleceğine dair bir köşe yazısı...
Bazı insanlar vardır, bulundukları makama değer katar. Bazıları da vardır ki yıllar içerisinde yaptıkları çalışmalarla o makamın sorumluluğunu daha da büyütür.
Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hüsnü Serteser'in beşinci dönem için yeniden adaylığını açıklaması, bana tam da bunu düşündürdü.
Dile kolay, dört dönem...
Bir şehrin ekonomik hayatında söz sahibi olan, sanayicisinin derdini dinleyen, tüccarının beklentilerini bilen, yatırımın ve üretimin önemini yakından gören bir yönetici için dört dönem yalnızca takvim yapraklarından ibaret değildir.
O yılların içerisinde ekonomik krizler vardır, zor kararlar vardır, sonuçlanması beklenen projeler, verilen emekler ve taşınan sorumluluklar vardır.
Ve elbette bir de geriye dönüp bakıldığında görülen eserler...
Hüsnü Serteser'in başkanlık sürecini değerlendirirken benim dikkatimi çeken en önemli nokta da budur:
Yılları saymak yerine, o yıllara neler sığdırıldığına bakmak gerekir.
BİR ŞEHRİ SEVMEK, O ŞEHRE DEĞER KATMAKTIR
Afyonkarahisar'ı hepimiz seviyoruz.
Söz konusu memleket olunca güzel cümleler kurmak, büyük hedeflerden bahsetmek kolay.
Ama iş o hedefleri gerçeğe dönüştürmeye geldiğinde mesele değişiyor.
Çünkü şehir sevgisi yalnızca konuşmakla değil, çalışmakla anlam kazanır.
Afyonkarahisar; mermeriyle, termaliyle, sucuğuyla, kaymağıyla, tarımıyla, hayvancılığıyla ve sanayisiyle Türkiye'nin önemli üretim merkezlerinden biri.
Ancak sahip olduğumuz bu zenginliklerin gerçek değerine ulaşabilmesi için güçlü kurumlara, uzun vadeli planlamaya ve kararlı bir çalışma anlayışına ihtiyaç var.
İşte ATSO'nun üstlendiği sorumluluk tam da burada başlıyor.
Hüsnü Serteser'in görev yaptığı dönemlerde Afyonkarahisar'ın ekonomik değerlerinin tanıtılması, sanayi altyapısının geliştirilmesi ve oda hizmetlerinin güçlendirilmesi yönünde atılan adımları bu açıdan önemsiyorum.
Uluslararası mermer fuarı çalışmaları, sanayi alanlarının gelişimine yönelik girişimler, dijitalleşme projeleri ve yöresel ürünlerimizin daha geniş pazarlarda tanınmasına yönelik çabalar, bir şehrin geleceğini ilgilendiren işlerdir.
Bunlar yalnızca bugünün değil, yarının da meseleleridir.
ESKİDEN BAŞKANLIK YAPMAK YETİYORDU, ŞİMDİ GELECEĞİ GÖRMEK GEREKİYOR
Dünya değişiyor.
Üstelik öyle yavaş yavaş da değil.
Daha dün konuşmadığımız yapay zekâyı bugün iş dünyasının geleceği olarak tartışıyoruz.
Enerji maliyetleri, su kaynaklarının korunması, dijital ticaret, ihracat rekabeti ve nitelikli iş gücü artık her işletmenin gündeminde.
Böylesine hızlı değişen bir dünyada ticaret ve sanayi odalarının da alışılmış yöntemlerle yetinmesi mümkün değil.
ATSO'nun dijital hizmetler alanında attığı adımlar, enerji ve su yönetimine ilişkin standartlar üzerinde yürüttüğü çalışmalar bu değişimi yakalama çabasının örnekleri.
Benim açımdan bu çalışmaların önemi yalnızca teknik bir yenilik olmaları değil.
Asıl önemli olan, bir kurumun kendisine şu soruyu sorabilmesidir:
“Biz bugün üyelerimize hizmet ediyoruz ama yarının dünyasına ne kadar hazırız?”
İşte vizyon dediğimiz şey biraz da budur.
Bugünü yönetirken yarını unutmamak.
Hüsnü Serteser'in yeniden adaylık kararıyla birlikte açıklanan yeni dönem projelerine de bu gözle bakmak gerekiyor.
Çünkü beşinci dönem, geçmişte yapılanları anlatmaktan çok, Afyonkarahisar'ın önümüzdeki yıllarda hangi noktaya taşınacağını ortaya koyma dönemi olmalı.
HERKES FABRİKA BACASINI GÖRÜR, AMA O BACANIN ARDINDAKİ EMEĞİ HERKES BİLMEZ
Bir şehre yatırım geldiğinde hepimiz seviniriz.
Yeni bir fabrika açıldığında, yeni bir üretim tesisi faaliyete geçtiğinde, yeni istihdam imkânları doğduğunda bunun sevincini yaşarız.
Ancak o noktaya gelene kadar yürütülen görüşmeleri, çözülmesi gereken sorunları, altyapı ihtiyaçlarını ve verilen mücadeleyi çoğu zaman görmeyiz.
Ekonomik kalkınma biraz da görünmeyen emeğin sonucudur.
Bir organize sanayi bölgesinin gelişmesi, yatırımcının doğru yönlendirilmesi, üreticinin yeni pazarlara ulaşması kendiliğinden gerçekleşmez.
Bu nedenle Afyonkarahisar'ın sanayi altyapısına yönelik her girişimi, her kurumsal iş birliğini ve her yeni yatırım arayışını değerli buluyorum.
Serteser'in başkanlık dönemlerinde yürütülen çalışmaların da bu bütünlük içerisinde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Elbette her proje kendi sonucu ve şehre sağladığı katkıyla ölçülmelidir.
Fakat bir yöneticinin uzun vadeli meselelerin peşini bırakmaması da başlı başına önemlidir.
TECRÜBE, YALNIZCA GEÇMİŞİ BİLMEK DEĞİLDİR
Hüsnü Serteser'in beşinci dönem adaylığında en çok konuşulacak başlıklardan biri kuşkusuz tecrübesi olacaktır.
Bence tecrübe, yalnızca uzun yıllar aynı görevde bulunmak değildir.
Tecrübe; hangi kapının ne zaman çalınacağını bilmek, bir sorunun nereden kaynaklandığını anlayabilmek, gerektiğinde sabır göstermek ve sonuç almak için doğru insanları aynı masada buluşturabilmektir.
Afyonkarahisar gibi farklı sektörlerin bir arada bulunduğu bir şehirde bu birikimin önemli olduğunu düşünüyorum.
Çünkü mermercinin beklentisi başka, gıda üreticisinin ihtiyacı başka, küçük işletmenin sorunu başkadır.
Bütün bu farklı sesleri duyabilmek, ortak çözüm arayışında buluşturabilmek kolay değildir.
Serteser'in uzun yıllara dayanan oda başkanlığı deneyiminin yeni dönem açısından önemli bir avantaj oluşturabileceği kanaatindeyim.
Ancak bu avantajın gerçek karşılığı, geçmişin tecrübesini geleceğin yenilikleriyle buluşturabilmek olacaktır.
BEŞİNCİ DÖNEMDE ÇITA DAHA YÜKSEK OLMALI
Dört dönem görev yapmış bir başkan yeniden aday oluyorsa beklentiler de doğal olarak büyür.
Artık mesele yalnızca yapılanları korumak değildir.
Daha fazlasını hedeflemek gerekir.
Afyonkarahisar'ın ihracatını nasıl artıracağız?
Gençlerimizin kendi şehirlerinde iş kurabilmelerini nasıl kolaylaştıracağız?
Kadın girişimcilerimizi nasıl daha fazla destekleyeceğiz?
Sanayicimizin enerji maliyetleriyle mücadelesine nasıl katkı sunacağız?
Meslek liseleriyle sanayi kuruluşlarını nasıl daha güçlü bir şekilde buluşturacağız?
Ve belki de en önemlisi, Afyonkarahisar'da üretilen ürünlerin dünya pazarlarında hak ettiği değeri bulmasını nasıl sağlayacağız?
Bunlar artık ertelenebilecek sorular değil.
Ben, Hüsnü Serteser'in yeni dönem vizyonunun da bu sorulara somut ve uygulanabilir cevaplar üretmesi gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü başarılı bir geçmiş, beraberinde daha büyük bir gelecek sorumluluğu getirir.
ELEŞTİRMEK DE KOLAY, ÖVMEK DE... ASIL MESELE HAKKINI TESLİM EDEBİLMEK
Bizim toplumumuzda bazen bir insanı değerlendirirken iki uç noktaya savruluyoruz.
Ya yapılan bütün güzel işleri görmezden geliyoruz ya da hiçbir eksikliği konuşmak istemiyoruz.
Oysa doğru olan ikisi de değil.
Bir yöneticinin başarılı çalışmalarını takdir etmek, eksik gördüğümüz konularda düşüncelerimizi söylememize engel olmamalı.
Aynı şekilde bazı konularda farklı düşünmek de verilen emeği yok saymayı gerektirmemeli.
Ben Hüsnü Serteser'e bu anlayışla bakıyorum.
Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odasına kazandırılan kurumsal birikimi, ekonomik gelişmeye yönelik çalışmaları ve şehrimizin değerlerini daha geniş kitlelere tanıtma gayretini kıymetli buluyorum.
Bununla birlikte yeni dönemin daha fazla katılımcılık, daha fazla yenilik ve daha somut ekonomik sonuçlarla anılmasını arzu ediyorum.
Çünkü mesele kişilerden çok daha büyük.
Mesele Afyonkarahisar.
MAKAMDA KALMAK DEĞİL, GÖNÜLLERDE VE ŞEHRİN GELECEĞİNDE İZ BIRAKMAK
Yıllar sonra bugünün tartışmalarını belki kimse hatırlamayacak.
Kim hangi açıklamayı yaptı, kim kime ne söyledi, hangi seçimde nasıl bir rekabet yaşandı...
Bunların çoğu zamanla unutulacak.
Ama bu şehre kazandırılan yatırımlar, güçlenen işletmeler, açılan iş kapıları ve geleceğe bırakılan kurumsal değerler yaşamaya devam edecek.
Bir başkan için asıl başarı da bence budur.
Görev süresinin uzunluğu değil, geride bıraktığı iz.
Hüsnü Serteser'in beşinci dönem için yeniden aday olması, Afyonkarahisar iş dünyası açısından geçmişin birikimiyle geleceğin beklentilerinin buluştuğu yeni bir sürecin başlangıcı.
Bu süreçte karar elbette ATSO üyelerinin.
Onların iradesi, tercihi ve beklentileri her şeyden önemli.
Ancak bir Afyonkarahisarlı olarak şunu söylemek isterim:
Şehrimiz için çalışan, üretenin yanında duran, yatırımın önünü açmaya gayret eden ve Afyonkarahisar'ın adını daha ileri taşımak için emek veren herkese hakkını teslim etmek gerekir.
Hüsnü Serteser'in bugüne kadar ortaya koyduğu çalışmalara da bu gözle bakıyorum.
Beşinci dönem adaylığının, geçmişin tecrübesini yeni fikirlerle birleştiren, Afyonkarahisar'ın ekonomik gücünü daha da ileri taşıyan projelere vesile olmasını diliyorum.
Ve yazımı tek bir düşünceyle bitirmek istiyorum:
Bir şehrin gerçek zenginliği yalnızca sahip olduğu topraklar, fabrikalar ve doğal kaynaklar değildir. O zenginlikleri geleceğe taşıyacak iradeye, emeğe ve ortak akla sahip olmasıdır.
Hüsnü Serteser'in dört dönemlik birikimi ortada. Şimdi mesele, bu birikimle Afyonkarahisar'ın yarınlarına ne kadar güçlü bir iz bırakılabileceğidir.
Çünkü güzel olan yalnızca bir göreve yeniden talip olmak değil, o göreve her defasında daha büyük hayallerle talip olabilmektir.